Ispanya Fidancilik Modeli
Bu makalede ISHS (Int. Society for Horticultural Science) dergisinden ceviri okuyacaksınız. Yazı konusu bilinçsiz bir şekilde yapılan fidancılık sonucu yayılan viruslü, hastalıklı fidanlar ve daha sonra buldukları çözümlerdir. www.actahort.org/chronica/pdf/ch4904.pdf
İspanya narenciye endüstrisi uzun ve dünya çapında bilinen bir gelenektir. Citron (Citrus Medica) 5.yy da Romanlar tarafından getirilmiştir. Turunç (C.Aurantium), Limon (C.limon), Pummelos (C.Maxima) 10. ve 11. yy da Araplar tarafından, Portakal (C.sinensis) Cenovalı tacirler tarafından 15.yy da ve daha iyi çeşitleri Portekizler tarafından 16.yy da ve son olarak ta Mandalinler (C.reticulata) 19.yy sırasında. İlk zamanlarda Peyzaj bitkisi ve tıbbi bitki olarak kullanılmıştır, Portakalın girmesiyle beraber sofra tüketimi başlamıştır. Ticari bahçeler 18. yy sonlarında kurulmaya başlamıştır ve bu tarihten itibaren diğer Avrupa ülkelerine ihracat başlamıştır. Bugün İspanya 330.000 hektar alanda 6.3 milyon ton üretim yapmaktadır. Üretimin 50%’si taze meyve olarak ihraç edilmektedir, 20%’si iç pazarda tüketilmektedir, 18%’si işlenmektedir ve geri kalanı ıskartadır. İspanya Dünyadaki 5. üretici ve 1.ihracatçı ülkedir.
HASTALIKLARIN ENDÜSTRİNİN GELİŞMESİNE ETKİLERİ
İspanya Narenciye endüstrisi geçmişte hastalıklardan oldukça etkilenmiştir. İlk önemli büyük problem 19. yy sonunda ortaya çıkmıştır, 4.000ha narenciye bahçesi varken, bunlar çekirdekten yetiştiği gibi portakal, turunç, limon ve citron’a aşılanmıştır. 1892 senesinde gözlemlere göre ağaçlar bir hastalıktan dolayı ölmekteydi, daha sonra sebebinin Phytophthora sp (Fungal (mantari) Hastalık) olduğu anlaşıldı. 10-15 sene içinde hastalığa tolere eden turunç anacına aşılanmayan bütün ağaçlar öldü. Bunun sonucunda yeni bahçeler birçok strese dayanıklı turunca aşılanarak kuruldu. Bundan sonra birçok narenciye üreticisi ülke bu anaç üzerine aşılı fidanlarla bahçeler kurdu ve dünyada en yaygın anaç oldu. Bu başka bir ciddi problem yarattı, çünkü bu anaç Citrus tristeza virus(CTV)’a oldukça duyarlıydı.
1910-1930 tarihleri arasında değişik ülkelerden yeni ve daha kaliteli çeşitler ithal edilmeye başlandı. Bu ithalatlar herhangibir sağlık kontrolü olmadan yapıldı, birçok sebeple beraber narenciyenin aşı yoluyla geçen patojenlerden etkilenebileceği o zamanlar bilinmiyordu. Bugün ülke çapında yayılan virus ve viroidlerin ithal yolla gelen çeşitlerden yayıldığına dair kanıtlarımız bulunmaktadır.
CTV’nin ilk çıkışı 1957 senesinde saptanmıştır, ve o zamandan beri 44 milyon ağacın ölümüne sebep vermiştir. 1960 senesi sonunda narenciye toplam 210.000ha alanda yetişmekteydi ve Narenciye ihracatı ülkenin ana kazanç kapısıydı. CTV’nin neden olduğu sosyo-ekonomik felaketin riski o kadar yüksekti ki Devlet zararı azaltmak için çok ağır kanunlar çıkardı. Turunç üzerine aşı yapmak, ithal etmek ve hattaa ülke içinde ağaçları başka yere taşımak bile yasaklandı. Fidan üretme işi tamamen yeniden düzenlendi ve bunun sonucunda ülkede Fidancı sayısı 1.000 adetten 9′a düştü.
Resim.1 Genbankasının Seritifalı fidan üretimi için virus ari aşı koleksiyonu
Eski araştırmalar göstermektedir ki virus ve virus benzeri hastalıklar bütün İspanyol çeşitlerinde çok yaygındır. Psorosis, impietratura ve concave gum büyük hasar vermektedir. Exocortis bütün çeşitleri etkiliemiştir, bundan dolayı Troyer citrange (tristeza’ya dayanıklı) İspanya koşullarına daha iyi adapte olmuştur, üretim için kullanılamamaktadır. Tristeza’ya ek olarak diğer virus ve virus benzeri hastalıklar 10-25% kadar toplam üretimden kayba yol açmışlardır.
NARENCİYE ÇEŞİT GELİŞTİRME PROGRAMI (CVIPS)
1970′li yılların başlarında İspanya Narenciye Endüstrisi aşı ile geçen patojenler tarafından ciddi bir şekilde tehdit edilmiştir, gelişmesini durdurmuş ve hatta zor ayakta kalabilmiştir. Virus ve Virus benzeri hastalıkları kontrol edebilmek için patojenden ari çeşitlerden alınan aşı gözünü tristeza’ya tolere eden anaçlara aşılamak gerektiği aşikardır.
Bütün çeşitler enfekte olduğuna göre bu hedefe varabilmek için, hastalıklı bitkilerden sağlıklı bitkiler elde edereke başlamalıyız. In-Vitro (Doku Kültürü Tekniğinde) sürgün ucu aşılama tekniklerinin (shoot-tip Grafting – STG) gelişmesi ile beraber 1975′te yapılanan bir programla sağlıklı bitki eldesi mümkün olmaya başlamıştır.
Patojen-ari bitkilerden bir gen bankası kurarak Patojen-ari aşı gözleri Fidancılara sertifika programı üzerinden verilmeye başlanmıştır. Sonradan 1983 senesinde STG aşı tekniğine dayalı güvenli in vitro karantina prosedürü geliştirilmiş ve aşı gözü ithalatına izin verilmiştir. Bu sayede ticari ve bilimsel alanlar için yeni çeşitlerin önünü tekrar açmıştır.
Bugün gen bankasının 600 çeşidi vardır, ve bu korunmuş koleksiyon bütün fidancıların dahil olmak zorunda olduğu sertifika programının ilk materyal kaynağıdır. Fidancılar bu program dahilinde 1982 senesinden itibaren yaklaşık 130milyon narenciye fidanı satmışlardır. Aşı ile geçen zararlılar artık yeni plantasyonlarda zarar vermemektedir. Şimdi artık tüketici tercihine hitab eden çok çeşit vardır. İspanya büyük meyve fidanı endüstrisini bioteknoloji prosedürlerine dayandıran dünyadaki muhtemelen ilk ülkedir.
Resim 3. Doku Kültüründe Portakalın Troyer Citrange anacına aşılandıktan 5 gün sonraki histolojik bölümü